Emlak ofisinizi nasıl dekore etmelisiniz? ‘Kendinize’

Kariyerinizde yeni bir sayfa açmak üzeresiniz; arkadaşlarınızın uzun süren ikna çabaları sonuç verdi ve hayatınızda köklü bir değişiklik yapmaya karar verdiniz: Artık emlak pazarlaması sektörüne giriyorsunuz ve yeni bir ofis açmanın arifesindesiniz… Ya da uzun yıllardır emlakçılık yapıyorsunuz ama artık işinize bir çeki düzen vermenin, işinizde atılım yapmanın ve işlerinize yenilik getirmenin zamanının geldiğini düşünüyorsunuz. Artık ofisinizi yeni bir yere taşımanın ya da ofis dekorasyonunuzu gözden geçirmenin zamanı… Eğer yıllardır emlakçılık yapıyorsanız ve semtinizde mütevazı bir ofisle işlerinizi bugüne kadar sürdürüyorsanız, çevrede edindiğiniz dostluklar, her sokağı ve binayı tanıyor olmanız ya da buna benzer gerekçelere sığınarak işlerinizin bundan sonra da böyle devam edeceğini sanmayın… Lütfen veciz bir söz sarf etmeme izin verin: Mortgage çıktı, mertlik bozuldu!.. Lütfen kafanızı kaldırın ve çevrenize bir bakın. Neler göreceğinizi ben söyleyeyim. Sayıları hızla artan emlak zincirlerinin ofislerini ya da bağımsız ama ışıltılı büyük emlak ofislerini göreceksiniz. Eğer bu ofislerin giderek size doğru yaklaştığını görüyor ama yine de “aman canım banane, ben işime bakarın” diyorsanız, bir süre sonra emlak alım satımına aracılık etmekte zorlanmaya başladığınızı, size satış ya da kiralama için başvuranların sayısında büyük azalma olduğunu gördüğünüzde artık geçiminizi sürdürebilmek için yeni bir iş aramanın vaktinin geldiğini de kavrayacaksınız. Bir, artık oyunun kuralı değişiyor; sektörü düzenleyen yasalar çıkıyor(mortgage yasası) ya da eli kulağında(emlak müşavirliği yasası). İki, kredili konut satışı artıyor ve önümüzdeki yıllarda (ekonomide her şeyin yolunda gittiği varsayılarak) daha da büyük oranlarda artacak. Böylece finans kuruluşları, inşaat geliştiricileri ve emlak pazarlayıcılarının ilişkileri daha yoğun ve profesyonel bir boyut kazanacak. Üç, böyle bir ortama ya mevcut emlakçılar uyum sağlayarak dahil olacak ya da yeni dönemin ihtiyaçlarını karşılayacak binlerce kişi emlak pazarlaması sektörüne dahil olacak. Eğer gayrimenkul sektöründeki varlığınız “Ahmet’tin dairesini Mehmet’e satar, yüzde 2-3 de komisyonumu alırımın” ötesinde bir ciddiyet içerisindeyse, emlak pazarlamasının geleceğini de bir taraftan düşünüyor olmalısınız… Meclis’ten geçen yasaları, daha hangi yasaların çıkmak üzere olduğunu takip ediyor olmalısınız. Bilgi altyapınızı geliştirmeye, profesyonel bir kadro kurmaya, teknolojiden nasıl yararlanacağınıza da bir o kadar kafa yoruyor olmalısınız… Kafa yormanız gereken konulardan birisi de “ofis dekorasyonunuz” olmalı… Profesyonelce çalışmaya ve kurumsal bir şirket ortaya çıkarmaya karar verdiğinize göre, “bir masa, bir sandalye kapar, bir de telefon hattı çektirdik mi işlem tamamdır” zihniyetiyle hareket edemeyeceğinizi de kavramışsınız demektir. Ofis dekorasyonu için neler yapabilirsiniz? Bir emlak zincirine dahil oluyorsanız mutlaka belli standartlara ulaşmanız için bir dizi koşul ileri sürülecektir. Dış cepheye asılacak tabelanın ebatları ve renkleri; ofisin bulunacağı cadde ve bina özellikleri ve ofis mobilyalarının türü ve renkleri bunlardan en önemlileridir. Ancak hemen tüm emlak zincirleri ödeyeceğiniz franchising bedelinin karşılığını verecek ve size ofisinizi dekore etmede profesyonel bir danışmanlık hizmeti sunacaktır. Hatta çoğunlukla şirket merkezinden profesyonel elemanlar gönderilecek ve ofis mobilyalarının temininden yerleşimine kadar fiili bir danışmanlık hizmeti verilecektir. Böyle bir seçim işlerinizi büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Eğer emlak zincirleri dışındaysanız kuşkusuz yine kaliteli bir ofis oluşturma şansına sahipsiniz. Ancak bunun bir bedeli olacağını da bilmelisiniz. Tabii ki bir iç mimarla çalışma şansınız, hatta işinizin boyutu itibariyle gerekliliği de olmayabilir; ancak dekorasyon konusunda sizi yönlendirebilecek bir kaynak bulmanız kaçınılmaz. Bunun bir dostunuz mu olacağına, ya da profesyonel bir firmayla mı çalışacağınıza ancak siz karar verebilirsiniz. Ofis kurulumuna başlamadan, sözleşmeler imzalamadan ve satın almalara girişmeden önce ofisinizi projelendirmelisiniz. Bu gözünüzü korkutmasın. Kimse sizden mühendislik çalışması yapmanızı beklemiyor. Böyle bir adım hem daha profesyonel bir ofis oluşturmanızı sağlar hem de nereye ne alacağınızı baştan belirlemenizi ve gereksiz harcamalardan kaçınmanızı sağlar. Birçok kişi ticari hayata başlarken ve bir ofis oluştururken işi masa sandalye satın almaya indirgemekte. Oysa gereksiz yere para harcama gözüyle bakmak yerine bir danışmanlık hizmeti almanız işlerinizi müthiş kolaylaştırır. Bu sayede, ofis alanının ne tarz mobilyalarla etkin kullanabileceğinizi, hangi renkleri(mobilya ve duvarlar için) tercih etmeniz gerektiğini, elektrik tesisatınızın kurulumu ve nasıl ışık kullanabileceğinizi, ne tarz tamamlayıcı dekoratif malzemelere yer vermeniz gerektiğini kolayca belirleyebilirsiniz. Ofisinizde mümkünse bekleme salonu oluşturun; bu mümkün değilse bekleme bölümü ve oturma gurubu oluşturun. Ofisinizde bulunan müşterilerinizin çoğunlukla hayatlarının en önemli kararını vermek üzere orada bulunduklarını unutmayın. Müşterilerinizin sizinle imzalayacakları sözleşmeyi ya da kredi sözleşmelerini okumak ya da eşiyle özel konuşmak isteyebileceğini hesaba katın ve onlara ofisinizde bu olanağı cömertçe sunun. İnsanların hassasiyetlerine, karar almakta zorlanmalarına saygı duyun, düşünmek ve karar verebilmek için özel ortamlar yaratın. Kararsızlıklarını hissettiğinizde bu teklifi bizzat siz sunun. Çalışma masanızın karşısında oturan müşterinize “evet nedir kararınız, alıyor musunuz, almıyor musunuz?” diye sormak, ya da bu anlama gelecek hal ve hareketler içerisinde olmak, bir, iticidir, iki sizin müşteri kaybetmenize neden olabilir. Bırakın müşterileriniz ikna olmuş biçimde ve coşkuyla size gelsin. Hemen tüm konut alıcılarının, “acaba doğru evi aldım mı, doğru fiyattan mı aldım yoksa fazla ödeme mi yaptım” kararsızlığıyla ev aldıkları biliniyor. Nasıl olsa kafasında soru işareti kalmadan, mutlu, mesut ve kredisini geri ödeyebileceği bir gayrimenkul alan müşteriniz size yeni müşteriler gönderecektir. Aksi halde, evet, belki bir satış gerçekleştirerek kar elde edeceksiniz ama belki de yaratacağınız mutsuz bir müşterinin sizin hakkınızda anlatacakları birçok müşteriden olmanızı sağlayacak. Kısa vadeli değil, uzun vadeli düşünün. Bekleme bölümünüzde gazete, dergi gibi yayınlar bulundurun. Ama düzenli olmalarına özen gösterin. Ve bu yayınların iki üç gün öncenin gazeteleri ya da iki üç ay öncenin dergileri olmamasına, mutlaka güncel yayınlar olmasına dikkat edin. Bazen küçük ayrıntılar bile çok şey anlatır; samimiyetinizi ve ciddiyetinizi gösterir. Bekleme odası ya da bölümünde bir televizyon bulunması size zaman kazandıracaktır ve iyi bir oyalayıcıdır. Geçenlerde eşimle birlikte doktor randevumuzda bir saat sıra beklediğimizi ve bir kanaldaki diziyi izlerken vaktin nasıl geçtiğini anlamadığımı anımsadım. Televizyon olmasaydı eminim bekleme odasındaki hastalar sıkıntıdan oflayıp puflayacak ve birbirimizden gözlerimizi kaçırabilmek için kafalarımızı tavandan indirmeyecektik. Müşterilerinize ve konuklarınıza içecek servisinde bulunmak onları memnun edecektir. Tabii ki çay kahve her zaman için ofisinizin demirbaş içeceği olmalı, ama özel bir içecek teklifinde bulunmanız konuklarınızı hem şaşırtacak hem de kendilerini “özel” hissetmelerini sağlayacaktır. Eğer internetten ve teknolojiden gerektiği gibi yararlanıyorsanız mümkünse bir sunum odası ya da bölümü oluşturun. Bu sunum odasında ya da bölümünde barkovizyon ya da televizyondan portföyünüzdeki gayrimenkulleri müşterilerinize kolayca tanıtın. Bir dekorasyon uzmanı olmamakla birlikte lütfen bir iki not düşmeme de izin verin. Bir iş yeri dekore edeceğinizi unutmayın. Kişisel beğenilerinize göre değil, işinizin gerekliliklerine göre dekorasyon gerçekleştirin. Karmaşadan uzak durun. Abartıdan kaçının. Sade, ama etkili, birbirini tamamlayan malzemeler kullanın. Aydınlatmayı önemseyin ve loş, karanlık ortamlar oluşturmaktan kaçının. Gün ışığından yararlanmaya çalışın. Ofisinizdeki departmanların ya da yöneticilerin yazılı olduğu tabelaları genel dekorasyonunuza uygun biçimde yerleştirin. (Tavana asın ya da bölmelere iliştirin). Personeliniz, mutlaka isimlerinin yazılı olduğu yaka kartı kullansın. Eğer bir ofis sekreteriyle çalışıyorsanız (ki mutlaka çalışmalısınız) çalışma alanının(masası) mümkünse ofis girişinizi cepheden karşılıyor şekilde konumlanmasına dikkat edin. Gönderen ÖZCAN YAZICI zaman: 13:48 0 yorum Etiketler: Faaliyet Alanına Hakimiyet, Ofis Dekorasyonu 20 Aralık 2007 Perşembe Emlak ofisinize yer seçmek Emlak ofisleri için yakın zamana kadar, iş yerinin, yani ofis yerinin seçimi çok önemliydi. “Satılık” ve “kiralık” ilanlarının camları süslediği ve yalnızca bir “komisyonculuğa” denk düşen emlak pazarlaması iş sürecinde gerçekten de emlak ofisinin yeri büyük önem taşıyordu. Örneğin, hangi bölgede olursa olsun o bölgenin en işlek caddesi olması, zemin katta olması olmazsa olmaz bir koşuldu. Ofis dekorasyonu sözcüğü daha gündelik konuşmalarda dahi anılmıyordu. İşyeri açmak(şahıs şiketi) ve yasal prosedürler ise son derece basitti; hatta çoğu emlak ofisi adı altında tek odadan bozma barakalarda, yol kenarlarında ahşap ya da demir barakalarda hiçbir ticari kayıt yaptırmadan alım satımlara aracılık ediyordu. Dikkatinizi çekmiştir, geçmiş zaman diliyle yazıyorum. Çoğunuz, “sanki tüm bunlar bitti, hala çok yaygın bu tip ofisler” diyerek itiraz edecektir. Evet, itirazınızda haklısınız, bu tip iş yerleri ve bu tarzda çalışanlar hala çok yaygın. Hala emlakçılıkla uğraşanların bir meslek yasası yok. TSE ve Sanayi Bakanlığı bir takım düzenleyici yönetmelik ve tebliğler yayınlasa da mesleğe giriş ve çıkışlar sınırsız bir alanda gerçekleşiyor. Yani isteyen istediği gibi kendisini emlakçı olarak nitelendirebiliyor. Bu tip ticari faaliyet içerisinde olanlara yasal ve vergisel sorumluluklar, tüketici hakları anlamında kimse hesap soramıyor. Bu tablo haksız rekabet koşulları yarattığı gibi hangi seviyede olursa olsun mesleğin genel itibarını zedelediği için emlak pazarlamasıyla uğraşanların bütününü, yani tüm sektörü olumsuz olarak etkiliyor. Emlak pazarlamasıyla uğraşanların toplum ve tüketiciler nezdinde itibarsız, güvenilmez, kapkaç içerisinde olan kişiler olarak imaj edinmesine ve böyle anılmalarına yol açıyor. Çoğu yaşanan örneklere bakınca insan bu önyargılara hak vermemezlik de edemiyor. Yinede geçmiş zaman diliyle yazmamın bir başka nedeni daha var. Artık değişim süreci başladı. Yakın ve orta dönemde sektörün yapısı büyük ölçüde değişecek. Emlak Müşavirliği yasa tasarısı üzerine hazırlıklar sürüyor. Bunu bir süre sonra SPK’nın girişimleriyle Mortgage Brokerlığı Yasası izleyecek. Yine kurumsal emlak zincirlerinin sayısı artıyor; bağımsız emlakçıların bir kısmı da yeni sürecin ayrımına varmış durumda ve niteliklerini artırarak kurumsal bir kimlik kazanmaya çalışıyor. Ve bu süreç yoğunlaşarak sürecek ve bir süre sonra hem yasal zorunluluklar hem de sektördeki rekabet koşulları nedeniyle “komisyonculuk” tarihe karışacak ve “müşavirlik” dönemi başlayacak. Lisanslama dönemine geçilecek ve lisansı olamayanlar sektör içinde yer alamayacak. Özetle, sektör ve meslek bir değişim sürecinde ve bu süreç bitecek, değişim tamamlanacak ve geçmişte kalacak. Şimdi sorun halen emlak pazarlamasıyla uğraşanlardan kimler geçmişte kalacak, kimler kendini geleceğe taşıyacak; kimler “komisyonculukta” kalacak, kimler kendisini “müşavire” dönüştürecek? En iyi ofis yeri neresi? Şimdi bu vurgulamalarımın ardından yazımın başına dönerek yeni sorular sormak ve bugünkü yazımın özüne dönmek istiyorum… Bir emlak ofisi için en iyi ofis yeri neresidir? Hangi cadde, hangi iş merkezinde, kaç metrekarelik bir ofis tutmalısınız? Ofisinizi nasıl dekore etmelisiniz? Yakın zamana kadar göz ardı edilen bu soruların yanıtını bulmak, emlak pazarlamasındaki profesyonelleşmeyle birlikte artık bu alanda faaliyet gösterecekler için kaçınılmaz oldu. İşte, bu soruları merak edenlere yol gösterecek bazı ip uçları… Öncelikle ofis için yer aramaya başlamadan önce işinizi hangi ölçekte sürdüreceğinize, yani yatırımınızın büyüklüğüne karar vermelisiniz. Gayrimenkul pazarlamasını tüm ürünleriyle mi (konut, arsa, işyeri, ticari gayrimenkuller vb.) ilgileneceksiniz; yoksa bu ürünlerden bazılarıyla mı? Kaç personelle çalışacaksınız? Eğer bir emlak zincirine dahil oluyorsanız, zincirin paket program ve eğitimlerinden de yararlanacaksınız demektir. Yani işleriniz bir miktar kolaylaşır. Şirket profesyonelleri size ofis yeri seçiminde ve dekorasyonda danışmanlık hizmeti verecektir. Hatta bazı zincirler ofis ve kırtasiye malzemelerinin teminine kadar hizmet veriyor. Kaç metrekarelik bir alanın size yeterli olacağını hesaplamalısınız. Emlak zincirlerinin franchise verdikleri ofisler için genellikle 70 ile 100 metrekare arasında bir ofis alanı istediklerini anımsatmamız gerekiyor. Daha sonra kendi çalışma alanınızı ve gayrimenkul danışmanlarınızın, ofis sekreterinizin ve diğer çalışanlarınızın çalışma alanlarını projelendirmelisiniz. Ofis yerinizin konumlanacağınız bölgenin en işlek caddesinde yer alması avantaj yaratacaktır. Yine toplu taşıma araçlarının kullandığı caddeler de tercih nedeni olabilir. Toplu ulaşım duraklarına yakınlık ofise ulaşımı kolaylaştırır. Camlara ilan asarak müşteri bulma dönemi, internet icat oldu olalı artık hem cazibesini hem de sevimliliğini kaybetti. Bu nedenle emlak ofisiniz için ille de zemin katta bir yer bulmak zorunda değilsiniz. Birinci, ikinci katlar da olabilir. Önemli olan ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek nitelikte olması. Ancak bu demek değil ki 15 katlı bir iş merkezinin 15. katından da yer tutabilirsiniz… Ofisinize konut olarak da kullanılan binalarda yer aramayın. İş merkezlerini tercih edin. Konut kredileriyle satışlar artıyor. Bu nedenle finans kuruluşlarına ve bankalara yakın bir noktada ofis açmaya özen gösterin. Ofis dekorasyonu konusunda bir uzmandan destek alın. Bazen yaratıcı çözüm ve uygulamalarla sınırlı alanlarda da cazip ve işlevsel bir ofis ortamı yaratabilirsiniz. Mobilya seçimi, renk kullanımı hakkınızda güçlü bir imaj yaratır. Bu da sizinle çalışanlara ya da çalışma kararı vermek üzere olanlara güven verir, ikna eder. Dekorasyonda abartıdan kaçının. Gereksiz süsleme ve dekoratif malzeme kullanımından kaçının. Kuş kafesleri, akvaryum ve her duvarı büyük tablolarla süslü bir mekan müşterileriniz için dikkat dağıtıcı olabilir. Ofisinize gelenler sergi gezmeye değil çoğunlukla hayatlarının en önemli kararını vermek üzere geliyorlar. Olanağınız olabilir ama önemli olan işlevsel, rahat ve güçlü bir imajı olan bir ofis ortamı yaratmaktır. Emlak pazarlamasında teknoloji kullanımı her geçen gün artıyor. Portföyünüze dahil ettiğiniz gayrimenkulleri internet sitenizde ve emlak arama motorlarında tanıtabileceğiniz gibi, ofisinizde özel bir oda ya da özel bir bölüm tefriş edebilirsiniz. Bir barkovizyon aleti ya da bir bilgisayar kullanarak, perde ya da büyük ekran televizyondan ilgilenilen konutlara ilişkin görsel sunum gerçekleştirebilirsiniz. Bu nedenle ofis seçiminizde bu konuya da dikkat edin. Emlak pazarlamasına sektörüne yeni giriyor ve ilk deneyiminizi yaşayacaksanız başlangıç için yüksek kira ödemeyi göze almak istemeyebilirsiniz; hatta almamalısınız. Sektör tecrübenizi ve ticari potansiyelinizi artırana kadar yukarıda sıraladığımız kriterleri en optimum biçimde karşılayacak şekilde hareket etmelisiniz. Bırakın ilk ofisiniz ana caddeye bakmasın da otoparka baksın. Bırakın 100 metrekare bir ofisle değil de 50 metrekare bir ofisle işe başlayın. Profesyonel bir firmadan ofis dekorasyonu konusunda destek alamasanız da internet emrinizde; zaman ayırın, araştırın, öğrenin ya da bir yakınınızdan yardım isteyin. Ve unutmayın; ne kadar profesyonel bir mekan oluşturursanız oluşturun sonunda profesyonel hizmet üretin. Ofisin bir araç olduğunu, hizmet kalitenizin ise amacınız olduğunu unutmayın… Gönderen ÖZCAN YAZICI zaman: 23:14 0 yorum Etiketler: Faaliyet Alanına Hakimiyet 17 Aralık 2007 Pazartesi Yerel yönetimlerle ve muhtarlarla güçlü iletişim kurun… Bilgiye ulaşmak ve bilgiyi yönetmek… Bekli de bu blogta çok sık kullandığım ve bundan sonraki yazılarımda da bolca kullanacağımı tahmin ettiğim kavramlar. Ancak günümüzde tüketime ve kişilerin satın alma kararlarına giden süreçlerin karmaşıklaştığını ve tüketicilerin satın alma kararını verdikleri ana kadar televizyon, gazete, radyo, telefon, internet, kısa mesaj, MSN ve daha aklınıza gelebilecek birçok kaynaktan gelen enformasyondan etkilendiğini ve kararlarına yön verdiğini kavrayınca bu konudaki vurgularıma ve ısrarıma hak vereceğinizi umuyorum. Evet, iletişim ve medya mecraları ve bu kanalları kullanma becerisi ticari faaliyetlerde çok önemli; ancak iletişim süreci ve bilgi kaynaklarını yönetmek yalnızca bunlardan ibaret değil. Medya mecralarını ya da teknoloji tabanlı iletişim kanallarını kullanmak sizin kurumsal iletişim politikanızın birer parçası. Bu kanalları kullanmak artık bir tercih konusu da değil, zorunluluk. Bunun yanında insan ilişkilerini yönetme beceriniz, her gün ya da zaman zaman karşılaştığınız, iletişim kurduğunuz çevrenizdeki sektör ya da kurum temsilcileriyle kurduğunuz iletişimin becerisi de ticari faaliyetlerinizi bir o kadar etkiler. Medya mecralarını ve teknoloji kanallarını kullanmak, tamam önemli ama, göz ardı etmemeniz geren ayrıntılar var. Yine bir dini bayramın arifesindeyiz. Birçok kurumun yaptığı gibi belki siz de şahsınız ya da ofisiniz adına cep telefonunuzdan ya da kısa mesaj servisinizden dostlarınıza ve müşterilerine bayram kutlaması mesajı göndereceksiniz. Ancak sizin için de geçerli mi bilmiyorum; genel, klişe mesajlar artık bana hiçbir şey ifade etmiyor. Hatta soğuk, itici geliyor, böyle mesajlar… Sözü şuraya getirmek istiyorum: Teknoloji yararlıdır, ancak onu iyi kullanırsanız. Teknoloji yararlıdır, ancak her zaman değil. Bazen teknolojinin ya da medya mecralarının arkasına sığınmaktan vazgeçmelisiniz; açığa çıkmalısınız, insan eli sıkmalı, gözlerdeki tebessümü görmeli, insan sıcaklığını hissetmelisiniz. Bugün itibariyle bunları karşılayan bir teknolojiyle ben karşılaşmadım ve böyle bir teknolojinin geliştirilmesine de benim ömrümün yeteceğini sanmıyorum. Tabii, insani ilişkileri geliştirmelisiniz derken daha çok kastettiğim, ticari ilişkilerinizi geliştirecek, destekleyecek tarzdaki ilişkiler. Onun ötesi sizin özel yaşamınıza ve yaşama tercihlerinize ait alandır. İstediğiniz gibi özel yaşamınızı kurma hakkına sahipsiniz. Ancak ticari bir işe sahipseniz, yani bir emlak ofisiniz varsa, bir gayrimenkul danışmanıysanız ve de işinizde başarılı olmak istiyorsanız şapkanızı masanın üzerine koyup düşünme vakti… Kuşkusuz ofis yönetiminiz kapsamında çok geniş bir yelpazede kişilerle iletişim kurmanız gerekecektir. Ancak ben bugünkü yazımda yerel yönetimler ve muhtarlıklarla kurulacak iletişimin önemine değinmek istiyorum. Bilgiyi şansa bırakmayın! İlk siz öğrenin, hizmet kalitenizi artırın… Gündelik iş yaşamınızda bazen bilgiler size gelir, bazı bilgilere de siz gidersiniz. Sürekli vurguladığım gibi asıl olan bilgiye ulaşmak ve bilgiyi yönetmek... Genel, sektörel ve ekonomik bilgilere medya mecralarını ve iletişim teknolojisini kullanarak ulaşabilirsiniz. Ancak her bilgi anında ve ihtiyacınız olan hız ve yeterlilikte size ulaşmayabilir. Özellikle faaliyet gösterdiğiniz kent, ilçe ya da bölge söz konusuysa… Kentsel planlamalar ne şekilde yapılıyor? İmar planlarında hangi değişiklikler yapılıyor? Kamuya ve belediyeye ait hangi arsalar satılık? Belediyeler hangi bölgelere ne tür tesisler yapmayı planlıyor? Belediyelerin asfalt planlaması nedir? Yıl içerisinde su, kanalizasyon gibi altyapı yatırımlarında hangi bölgelere öncelik verilecek? Yıl içerisinde hangi mahallelere yeni parklar yapılacak? Nüfus hareketleri mahallelere göre nasıl? Hızlı nüfus alan ya da nüfus veren bölgeler nereleri? Bu soruları daha da uzatabilirsiniz? Ancak özünde yapmanız gereken bu yazdıklarım çerçevesinde ya da benzeri bir çok bilgiye hakim olmanız. Bu bilgilerin bir kısmı medya mecralarında da yer alabilir. Ancak işinizi doğrudan ilgilendiren kaynaklara ve bilgilere ulaşmayı şansa bırakmamalısınız. Açık ki, tüm bu bilgileri ayrıntılarıyla bilmeniz, gayrimenkul sektöründeki trendi de kavramanız anlamına gelir. Hangi bölgelerde ne tür değer artışları olabileceğini, ya da ters yönde hareket olacağını analiz etmenizi kolaylaştırır. Bu da müşterilerinize verdiğiniz hizmetin kalitesini artırır ve karşılığını daha çok müşteri ve satış fırsatıyla alırsınız. Neler yapabilirsiniz? Öncelikle kendinize bir iletişim ve ziyaret listesi oluşturmalısınız. Bu listeyi de ikiye ayırmalısınız. Birinci listede öncelikli ve mutlaka iletişim ve ziyaret kapsamında yer alması gerekenler bulunsun. İkinci liste ise, zaman zaman da olsa ziyaret edebileceğiniz ve iletişim halinde olunmasında yararlı gördüğünüz kişi ve kurum temsilcilerinden oluşsun. Ofisinizin bulunduğu ilçenin belediye başkanıyla tanışmalısınız. Bu tanışmayı olgun ve kaliteli bir biçimde gerçekleştirmelisiniz. Eminim, ilçeniz ya da yaşadığınız bölgeyle ilgili bir takım orijinal önerileriniz var; bunları başkanı ziyaret ederek sözlü, dosya oluşturup ziyaretle ya da başkaca yöntemlerle sunabilirsiniz. Ancak, dar bir pencereden ve doğrudan ticari yönünüzü ön plana çıkararak hareket etmemelisiniz. Belediye başkanının bir kamu temsilcisi olduğunu unutmamalısınız. Belediye başkanıyla kuracağınız iletişim doğrudan ticari faaliyetlerinize değil, kamusal yatırım ve hizmetlere dönük olmalı. Aksi yöndeki bir yaklaşım arzu etmeseniz de ters sonuçlar da doğurabilir; kötü bir izlenim bırakabilirsiniz. Çeşitli toplantılar, konferanslar ve benzeri ortamlar da belediye başkanları ve diğer kamu temsilcileriyle tanışmak için fırsat sunar. Bu tip toplantılara katılmaya özen gösterin. Belediyelerin yatırım, açılış, tören gibi etkinlikleri duyurduğu kısa mesaj servis hizmetleri bulunuyor. Belediye iletişim merkezlerine başvurarak bu servislere kaydolabilir, gelişmelerden anında haberdar olabilirsiniz. Ayrıca belediye başkan yardımcılarıyla, imar ve şehircilik, fen işleri, plan ve bütçe, park ve bahçeler müdürleriyle ve uygun göreceğiniz diğer birim yetkilileriyle tanışmanız ve iletişim halinde olmanız bilgi kaynaklarına ulaşmakta yararlı olacaktır. Belediye meclisi toplantılarını, toplantı gündemlerini ve alınan kararları anında takip etmelisiniz. Toplantılar kamuya açık gerçekleştiriliyor. Bu toplantıların gündemlerine önceden ulaşıp, bazı toplantılara bizzat katılmayı tercih edebilirsiniz. Ancak katılmasınız dahi her toplantıda alınan kararları mutlaka öğrenmelisiniz. Bölgenizdeki muhtarlarla tanışmalısınız ve iletişim halinde olmalısınız. Nüfus hareketlerini en kolay izleyebileceğiniz kanal muhtarlıklardır. Bazı arsa ve önemli gayrimenkullerin alım-satımından da muhtarlıklar kanalıyla hızlı biçimde haberdar olabilirsiniz. Zaman zaman ticari bir beklenti içerisinde olmadan muhtarlara yardımcı olabilirsiniz. Örneğin, zor durumda ve ihtiyaç sahibi bazı yurttaşların konut edinmeleri ya da kiralık konut bulmalarına aracılık edebilir ve bunlardan komisyon almamayı tercih edebilirsiniz. Bu manevi yönden sizi mutlu edeceği gibi, kurumsal imajınızı güçlendirir ve yaratacağınız sempatiyle muhtarlıklara gayrimenkulle ilgili gelecek diğer taleplerin size yönelmesini sağlayabilirsiniz. Muhtarlıklar aracılığıyla bölgenizdeki site yöneticilerinin iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz. Site yöneticileriyle posta ya da diğer elektronik kanallarla iletişi kurabilirsiniz. Bazı büyük sitelerin yöneticileriyle tanışmanız yararlı olacaktır. Ziyaretlerinizde kartvizit bırakmayı unutmamalısınız. Yine web sitenizi lanse edebilir ve izlenirliliğini artırabilirsiniz. Aynı zamanda faaliyet alanınızla ilgili soruları her zaman yanıtlamaya hazır olduğunuzu, bunun içinde ticari bir ilişkinin zorunlu olmadığını vurgulamayı da eklemelisiniz. Gönderen ÖZCAN YAZICI zaman: 17:26 0 yorum Etiketler: Faaliyet Alanına Hakimiyet 15 Aralık 2007 Cumartesi Gayrimenkul fotoğraflaması sizi vezir de edebilir rezil de… İnternet kullanımının artması ve emlak sitelerinin çoğalmasıyla birlikte, emlak ofisleri ve gayrimenkul danışmanları önemli bir şansa sahip oldular. Yakın zamana kadar gayrimenkul danışmanları, pazarlamasını yaptıkları gayrimenkulleri, ilgilileri tek tek gezdirerek tanıtmak zorundaydı ve çoğu zaman da gayrimenkulü gezenler bir “teşekkürün” ardından çekip gidiyorlardı. Bu da zaman kaybı ve gerçek alıcıya ulaşmada zorluklar yaşanması demekti. Tabii ki şimdi de ilgi duyanlar satın alacakları ya da kiralayacakları gayrimenkulü ziyaret ediyorlar. Ancak bu ziyaretler artık ön bilgisini edindikleri gayrimenkulle ilgili nihai kararı vermeden önceki son bir ziyaret şeklinde oluyor. Bu, hem gayrimenkul pazarlayanların, hem de gayrimenkul satın almak isteyenlerin işini kolaylaştırdı. Emlak ofisinin resmi sitesinde ya da bir emlak arama motorunda gayrimenkulü ayrıntılarıyla inceleyen bir tüketici, gerektiğinde bir telefon ya da e-posta aracılığıyla merak ettiği son bilgileri de öğrenip nihai kararını verebiliyor. Böylece gayrimenkul danışmanı ve alıcılar açısından anlamsız zaman kayıpları yaşanmıyor. Yakın zamana kadar duyurusunu yaptığınız gayrimenkule ilgi gösterenler telefonla size ulaşıyordu. Randevunuzu veriyor, buluşmayı gerçekleştiriyor ve gayrimenkulü tanıtıyor ve bu sahneyi çok sayıda kişiyle tekrarlıyordunuz. Oysa şimdi siz uykudayken gayrimenkul arayan birisi portföyünüzdeki gayrimenkulü ya da gayrimenkulleri ziyaret ediyor. Üstelik dakikalarca sürecek bilgilere birkaç dakika içerisinde ulaşıyor. Daha da önemlisi ayını anda onlarca, yüzlerce kişi aynı gayrimenkulü, aynı anda ziyaret edebiliyor. Böylece, ön bilgilenme aşamasını aşmış ve gerçek anlamda gayrimenkulle ilgilenenler ertesi gün telefonunuzu çaldırıyor ya da e-postayla size ulaşıyor. Buraya kadar anlattıklarım artık birçok emlak ofisi sahibi ya da gayrimenkul danışmanı için şaşırtıcı değil ve günlük işlerin birer parçası… Ancak şaşırtıcı olan, internet sitesine konulan ya da arama motorlarına kaydı yapılan gayrimenkul içeriklerine yönelik yaygın özensizlik ve yeterli önemin verilmemesi. Bir şekilde internetin öneminin anlaşılmış olması, ama gündelik iş hayatımızın artık ayrılmaz bir parçası olduğunun ise anlaşılamamış olması nedeniyle, çok sayıda müşteri ofisinizin kapısından dönüp gidiyor. Şöyle düşünün, ofisinizin önünden geçen ya da bir şekilde isminizi duyan bir gayrimenkul müşterisi ofisinizin kapısından şöyle bir kafasını uzatıyor, ama kendisiyle ilgilenen olmadığı için ya da ortalık dağınık olduğu için kötü bir izlenime kapılıyor ve daha kapıdayken ya da bir “merhaba” demenin ardından ayrılıp gidiyor. Siz istediğiniz kadar ofisinizin camlarına, duvarlarına satılık ya da kiralıkların listesini asın, şansınız yok… Neyi anlatmak istiyorum? Daha açık yazayım… Anı fotoğrafı değil, iş fotoğrafı çekiyorsunuz… Birçok emlak ofisi sahibi ve gayrimenkul danışmanı internet sitelerine koydukları yazılı bilgilerle, görsel materyallerin kalitesinin öneminin ayrımında değil. Hatta çok sayıda emlak müşaviri o kadar çok konunun öneminden habersiz ki, yalnızca gayrimenkullerin değil, kişisel sayfalarına koydukları kendi fotoğrafları bile son derece amatörce çekilmiş. İyi tasarlanmış bir internet sitesinde yeterli, doyurucu bilgilere yer vermelisiniz. Örneğin, gayrimenkulün nitelikleri, konumu, fiyatı, kredi olanakları gibi ayrıntılı bilgilere yer vermelisiniz. Ama yeterli değil. Bunun yanında gayrimenkulü tanıtan fotoğrafları koymalısınız. Mümkünse videolu tanıtım gayrimenkulünüzün dört dörtlük tanıtımını sağlayacaktır. Eğer etkin bir internet siteniz varsa ya da ziyaretçi trafiği yoğun arama motorlarıyla çalışıyorsanız ve tüm yukarıda yazdıklarımı da harfiyen yerine getiriyorsanız, ertesi gün çok sayıda telefon almanız ya da e-posta kutunuza çok sayıda mesaj gelmesi pek ala mümkün. Sözü bu noktada çok daha fazla dağıtmadan, bu yazının son bölümünde nasıl daha etkin fotoğraf kullanabileceğinize ilişkin bazı ipuçları vermeye çalışacağım… İyi bir filmi siyah beyaz bir televizyondan mı, yoksa LCD televizyondan mı izlemek isterdiniz? Tüm pazarlama faaliyetlerinde olduğu gibi emlak pazarlamasında da asıl olan tüketiciyi yanıltmak değil, gayrimenkulü etkin biçimde tanıtabilmektir. Kalitesiz, teknik olarak yetersiz fotoğrafların insanları etkilemesini ve ikna etmesini beklememelisiniz. İşe önce gayrimenkullerin fotoğraflanmasının önemini idrak ederek ve “iş sürecimde bu sorunumu nasıl çözmeliyim” sorusunu kendinize sorarak başlamalısınız. Gayrimenkulün tüm bilgisine hakim olmak ve bu bilgileri etkin, ikna edici biçimde tüketiciye anlatmak nasıl önemliyse, fotoğrafların da aynı derece etkili bir dili vardır. Günümüzde artık birçok gayrimenkul danışmanının elinde dijital fotoğraf makinesi var ve bu makinelerin kullanımı çok kolay. Birçok emlakçı portföyüne kattığı gayrimenkulün fotoğraflarını 15-20 dakika içerisinde çekiyor ve internet sitelerine yüklüyor. Bu fotoğrafların teknik kalitesi bir tarafa salondan, mutfaktan, balkondan ve bir de dış cepheden çekilmiş üç-beş fotoğrafla gayrimenkulün yeterince tanıtıldığı sanılıyor. Bir çok gayrimenkul bu özensiz fotoğraflamanın kurbanı oluyor ve çok sayıda satış fırsatı kaçırılıyor. Oysa ne yapmalısınız? Eğer tüm fotoğraflama işini kendiniz yapmak istiyorsanız, bu konudaki bilgilerinizi ve yeterliliğinizi ölçmelisiniz. Evet, birçoklarınızın zihninde “ne var canım, alıyorsun makineyi basıyorsun düğmesine, çekiyorsun işte” yalınlığında fikirler uçuşuyor. Ama kazın ayağı hiçte öyle değil. Fotoğraf çekmek deklanşöre basmak değil! Işık bilgisi ve ışığı kullanma becerisi, objektif açıları, objeleri(detayları) görme yeteneği, fotoğraflarla bir bütünlük oluşturma ve bir “öykü yaratma” becerisi ve daha başkaca özellikler bilgi ve yetenek istiyor. Evet, tüm bunlar bende mevcut diyor ve ihtiyaçlarınızı profesyonelce karşılıyorsanız ne ala, ama buna “hayır” yanıtı veriyor ve bildiğiniz yöntemden de şaşmama kararlılığındaysanız, siz bilirsiniz… Ama biliniz ki, birileri sizin göz ardı ettiğiniz profesyonel yöntemleri kullanıyor, kullanacak ve bu meslek mensuplarının sayısı arttıkça sizin portföyünüzdeki gayrimenkullerin sayısı azalacak. Ticari yaşamda her şeyin bir maliyeti var; tüm maliyetleri ve bunun karşılığındaki getirileri hesaplamak sizin ticari yeteneğinizin ölçüsünü belirler. Maliyetler gözünüzü korkutabilir, bazı harcamalar ürkütücü gelebilir, ama hiçbir ciddi getiri de yoktur ki, karşılığında göze alınmış maliyeti olmasın. Önemli olan sizin göze aldığınız maliyetin bir getiri karşılığı olduğunu bilmeniz. Bunun üzerine basa basa duruyorum, çünkü emlak pazarlamasında internet kullanımı çok önemli ve bunun içinde de fotoğrafa çok önemli bir yere sahip. Tabii önümüzdeki dönemde video kullanımı da bir o kadar önem kazanacak ama o bir başka yazımızın konusu olacak. Eğer gayrimenkullerinizin profesyonelce fotoğraflanmasına ikna olduysanız ve bunu da kendiniz yapamayacağınız yönünde karar verdiyseniz, birkaç seçeneğiniz var. Birincisi yoğun bir portföy yönetimine sahipseniz, sizin için en iyi çözüm profesyonel bir fotoğrafçıyı işe almaktır. Bu kadrolu bir personel olabileceği gibi, bağımsız çalışan profesyonel fotoğrafçılar da olabilir. İkinci seçenek ise, bölgenizde faaliyet gösteren ve gayrimenkul fotoğraflaması konusunda da uzmanlaşmış fotoğraf stüdyolarıyla iletişime geçebilirsiniz. Yapacağınız anlaşmayla gayrimenkullerinizin ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda fotoğraflanmasını sağlayabilirsiniz. Bu ikinci seçenek, fotoğraf makinesi, flaş, objektif gibi bir takım aparatafları satın almaktan da sizi kurtarır. Bunların çoğu pahalı dijital makinelerdir ve onarımları da çok pahalıdır. Eğer geniş bir portföyle çalışmıyorsanız sizin için en iyi çözüm yolu budur. Profesyonel bir fotoğrafçıyı nasıl bulurum diye soruyorsanız, kentinizde ya da bölgenizde faaliyet gösteren fotoğraf dernekleri mutlaka vardır. Telefon rehberlerinden, Google aramalarından bu derneklere ulaşmanız mümkündür. Eğer bir halkla ilişkiler ya da reklam şirketiyle çalışıyorsanız bu kanalla da sorununuzu çözebilirsiniz. Birkaç tüyo… Yazımı tamamlarken, mesleki tecrübelerimden de yararlanarak bir iki not düşmeme de izin verin… Asla kapalı bir havada fotoğraflamaya gitmeyin. Akşam ve gece çekimlerinde dış ve iç mekanlarda ışık kullanımı çok önemlidir ve risklidir. Kaliteli donanım ve teknik bilgi ister. Kesinlikle photoshop benzeri programları kullanarak fotoğraflar üzerinde oynamayın ve yanıltmaya çalışmayın. Gerçekleri fotoğraflardan gizlemeye çalışmayın; nasıl olsa ortaya çıkacaklar. Örneğin fotoğraflanacak gayrimenkul bir daireyse kirli duvarları photoshopta beyazlatmak yerine satıcıyı daireyi boyatarak satılığa çıkarmaya ikna edin, ya da kendiniz boyatın. Konutları mümkünse eşyalı fotoğraflayın. Eğer bu mümkün değilse evi inceleyen ve güler yüzlü çiftlerin olduğu fotoğraf kareleri sıcak görüntüler oluşturacaktır. Ancak işi mankenli, yapay sahnelere dönüştürmeyin. Samimiyeti koruyun. Mümkün olduğunca geniş açı kullanmaktan kaçının. Işık yansımaları ve patlamalarından kaçının. Kimi fotoğraf makineleri 180 derece açıyla, yani bir ortamın tümünü görüntüleme yeteneğine sahip. Bu tür fotoğraflar ilginç olmakla birlikte görüntüyü yaydığı için ilginçlik dışında çok da önemli bir yarar sağlamaz. Belki dış mekan çekimlerinde kullanabilirsiniz, ancak iç mekan çekimlerinde kaçınınız. Sanatsal değil, yalın, ama kaliteli fotoğraflar çekin. Fotoğraflar, gayrimenkulün avantajlı yönlerini ön plana çıkarmalıdır. Ana yola ve toplu ulaşım duraklarına, hastanelere, okullara, parklara ve alışveriş merkezlerine yakınlığı birçok kişi için ikna edicidir. Bazı fotoğraflar bu avantajları da içeren kadrajlar içermeli. Ve sözün özü, bu notlarım bile işi profesyonelce çözmeniz gerektiği konusunda ikna etmiştir umarım… Gönderen ÖZCAN YAZICI zaman: 12:44 0 yorum Etiketler: Faaliyet Alanına Hakimiyet, Fotoğraf Kullanmak 13 Aralık 2007 Perşembe Kısa mesajla uzun bir alıcı listesi yaratabilirsiniz! Emlak ofisleri ve gayrimenkul danışmanları, günümüzde mevcut müşterilere ya da potansiyel müşterilere ulaşmak için eskiye oranla çok daha fazla iletişim seçeneğine sahipler. Üstelik basit birer adımla, satışları çoğaltmak, zaman ve iş verimliliğini artırmak eskiye oranla çok daha olanaklı. Tek sahip olmanız gereken, teknolojik olanakları takip edecek ve iş süreçlerine dahil edecek bir vizyon... Yakın zamana kadar pek çok emlakçı elindeki portföyden alıcı ve satıcıları haberdar etmek için sınırlı imkanlara sahiptiler. Oysa şimdi emlak ofisinin kendi altyapı olanaklarını artırması, personelinin eğitim seviyesini yükseltmesiyle müşterilere daha etkin ulaşması ya da yeni müşterilere ulaşması mümkün. Birebir ilişkiler kurmak, çevreye hakimiyet, insan ilişkileri emlak danışmanları için hala önemini koruyor; meslek sürdürüldüğü sürece de önemini koruyacak. Ancak bir emlak danışmanı, birebir insan ilişkilerini sınırlı zamanıyla kapsamlı biçimde nasıl sürdürecektir. Halen “mahalle emlakçısı” olarak tanımlanan bir meslek grubunun amatörce sürdürdüğü bir tarz ve sınırlı faaliyet alanıyla iş olanakları ve yeni fırsatlar nasıl yaratılabilir? Oldukça zor; hatta imkansız. Oysa bırakın bu hizmeti sizin için teknoloji yapsın; aynı anda ve binlerce kişiyle… Bugüne kadar e-posta hesaplarını kullandınız, gazetelere ilanlar verdiniz, emlak arama motorlarına ilanlar bıraktınız, telefonları kullandınız, peki şimdi de “kısa mesaj servislerini(SMS) kullanmaya ne dersiniz? Mesajınız kısa, ama alıcı listeniz uzun olabilir! Emlak pazarlamasında beklide bugüne kadar birçok kanal denediniz, ama iş hacminizi genişletmek ve satışları artırmak için yeni müşterilere ulaşmayı da hayal ediyorsanız artık mobil pazarlama kanallarını da deneme vaktiniz geldi demektir. Bu kanallardan birisi de “kısa mesaj" servisleridir. Bu servisleri kullanmaya karar verdikten sonra öncelikli olarak bir araştırma yapmalısınız. Çünkü bu konuda hizmet veren firma sayısı son yıllarda büyük artış gösterdi. Kapsamlı çözümler sunan projeler olduğu gibi basit bir üyelik modülüne dayalı projeler de mevcut. Bu konuda kendi iş planlarınıza uygun bir analiz yaparak hangi projenin yararınıza olacağına karar verin. Bir de bu servislerden yararlanmaya karar verdiyseniz yeni yasal uygulamaları da bilmelisiniz. Özellikle 1 Kasım 2007 tarihinden itibaren Telekomünikasyon Kurumu’nun aldığı karar gereği SMS gönderim sistemlerine yeni bir çerçeve getirildi. Bağımsız olarak web tabanlı hizmet veren birçok firma artık toplu sms gönderi sistemlerini mevcut GSM şirketleriyle entegre hale getirmiş durumdalar. Bu zorunlulukları akılda tutarak yanıltıcı bilgilerden kaçınmanızı öneririm. Mevcut GSM şirketlerinin “toplu SMS servis” hizmetleri bulunuyor. Bunlardan birisini seçebilirsiniz. Ayrıca, Google’da “SMS” ya da “SMS servisleri” sözcükleriyle sorgulama yapmanız halinde çok sayıda firma isimleriyle karşılaşacaksınız. Sizi ikna edecek bir firmayı tercih ederek iletişime geçebilirsiniz. Eğer karar vermekte zorlanıyor ve bu konuda kendinizi yetersiz görüyorsanız bu konulara aşina bir yakınınızdan yardım isteyebilirsiniz. Hatta arzu ettiğiniz firmayla iletişime geçmeniz halinde müşteri temsilcileri sizi yönlendirecek ve sistemi kullanım konusunda sizi bilgilendirecektir. Bazı firmalar çeşitli sektörlere yönelik toplu SMS gönderimi yazılımları geliştirmiş durumdalar. Ben araştırmalarımda gayrimenkul sektörüyle ilgili böyle bir yazılımı olan firmayla karşılaşmadım; ancak böyle yazılımları bulma olasılığınız çok yüksek. Bir firmayla sözleşme yaptıktan sonra geriye gönderi listenizi oluşturmak kalıyor. İşte bu aşamada çok hassas hareket etmeniz gerekiyor. Kesinlikle istem(irade) dışı gönderimlerde bulunmamalısınız. Kaynağı belirsiz ve nasıl derlendikleri bilinmeyen SMS listelerini kullanmayı reddedin. Hazır toplu bir listenin önünüzde duruyor olması size cazip gelebilir; ama böyle bir tarzın iş planlarınıza hiçbir katkısı olmayacaktır. Aksine arzu etmediğiniz halde mesaj alanlar size kızacak ve aleyhinizde kampanyalar yürütülmesine neden olacaktır. Listenizi oluştururken kişiler SMS almak istediklerini açıkça belirtmeliler. İnternet siteniz, e-posta mesajları ya da çeşitli reklam ve tanıtımlarınızla kişilerin SMS sisteminize dahil olmalarını sağlayabilirsiniz. Günlük işler sırasında gayrimenkul alıcı ya da satıcılarıyla görüşürken SMS hizmetlerinizden söz edebilir ve kolayca bu sisteme dahil olabileceklerini aktarabilir ve böylece arzu ettikleri bir gayrimenkulün portföyünüze dahil olması halinde en hızlı haberdar olacaklar arasına katılabileceklerini anlatılabilirsiniz. SMS sistemiyle müşterinizin(ya da ilgilinin) beklentilerini kolayca ve hızlı biçimde karşılayabilirsiniz. Müşterileri promosyonlardan haberdar edebilirsiniz. Özel gün kutlamaları için kullanabilirsiniz. SMS hizmetleriniz için gruplamalar yapabilirsiniz. Liste kayıtlarınızı oluştururken bu grup seçeneklerinizi kayıt yapacaklara sunabilir ya da kendi kayıtlarınızdan yola çıkarak gruplamalar yoluna gidebilirsiniz. Örneğin, "acil satılıklar", "villalar", "yazlıklar", "rezidanslar" ya da "tümü" şeklinde gruplar oluşturabilir ve yalnızca bu gupta yer alanlara gönderi yapabilirsiniz. SMS mesajlarınız mutlaka kısa olmalı. Nereden geldiği açıkça belirtilmeli. Aynı mesaj, aynı günde ya da manası dışında defalarca gönderilmemeli. Mesajların altında ilgili duyurunun muhatabı olan gayrimenkul danışmanın ismi ve iletişim numarası yer almalı, mümkünse aynı mesaja tek tuşla yanıtla ilgili gayrimenkul danışmanına anında ulaşılabilmeli. SMS mesajları çok kısadır. Mesajı alan gayrimenkulle ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşmak isteyebilir. Bunun için ilgili gayrimenkulü mutlaka internet sitenize ya da arama motoru sitesine ayrıntılı bilgileriyle ve fotoğraflarıyla birlikte kaydedin; ID numarasını da mesaja ekleyin. İnternet sitenize üye olan ve GSM numaralarını da kaydeden kişilere gönderim yapabilirsiniz. İsteyen kişilerin sistemden kolayca çıkabilmeleri için izleyecekleri yöntemi açıkça anlatmalısınız. Bir Örnek Uygulama Gayrimenkul sektörüne yönelik SMS sistemiyle ilgili Türkiye’de ilk örnek uygulamaya bu yıl içerisinde Türkiye piyasasına adım atan ve Türkiye Ofisi’ni oluşturan Coldwell Banker imza attı. Turkcell’le çözüm ortaklığına giden Coldwell Banker belli bir ücret karşılığı kısa mesajla isteyen herkese gayrimenkulle ilgili tüm gelişmeler hakkında bilgiler veriyor. SMS servislerini kullanmak sizin için de yararlı olabilir. Sistemin maliyetleri sandığınız kadar büyük olmayabilir. Kullanım ölçeğinizi belirleyerek maliyetlerinizi de denetleyebilir ve sınırlandırabilirsiniz. Geri dönüşümdeki memnuniyetinizin artmasıyla birlikte uygulama alanınızı da genişletebilir ve kapasitenizi de artırabilirsiniz. Ancak, uygulama için kesinlikle kısa dönemli hedefler belirlememelisiniz. En az bir yıl süreli bir kullanım süresi belirlemeli ve etkin bir uygulamayla deneyimlerinizi analiz etmeli ve sistemi geliştirmek için arayış içinde olmalısınız. Gönderen ÖZCAN YAZICI zaman: 17:00 0 yorum Etiketler: Faaliyet Alanına Hakimiyet 12 Aralık 2007 Çarşamba Emlak ofisinize ‘Çağrı Merkezi’ kurun, müşteri portföyünüz artsın! Çağımızın en önemli kavramı hangisi diye sorulacak olsa ben kestirmeden ‘iletişim’ diye yanıtlarım. Dünya bugün müthiş bir enformasyon ağı içerisinde. Yakın bir geçmişe kadar sınırlı olan iletişim araçları bugün çoğaldı ve farklılaştı. Yüz yıl öncesine kadar iletişim kanalları mektup, telgraf ve gazeteyle sınırlıyken, telefon, radyo, TV, telsiz, cep telefonu, uydu sistemleri, dijital platformlar ve kuşkusuz internet gibi araçlarla artık çok sayıda alternatife sahibiz. Bu kadar çok iletişim kanalı, tabii ki bilgi üretimini, hızını ve çeşitliliğini de devasa ölçülerde arttırdı. Özellikle ticari hayat içerisinde yer alanlar için bu enformasyon ağına dahil olmak, yani iletişim kanallarında yer alan bilgileri takip etmek, işe yarar bilgilerden yararlanmak ve karşılığında da kendileri hakkında bu enformasyon ağına sürekli bilgi taşımak hayati önem kazandı. Başka kişi, kurum, ürün ve hizmetlerin ‘farkında olmak’ ve kendimizin, kurumumuzun, ürün ve hizmetlerimizin farkına varılmasını sağlamak… İşte iletişim çağının sihirli formülü… Bunun için faaliyet gösterdiğiniz sektöre göre kapsamlı, istikrarlı ve profesyonel bir iletişim iş planına sahip olmalısınız. Emlak ofisleri ve gayrimenkul danışmanları için de iyi planlanmış bir iletişim stratejisi hizmet kapasitesini ve etkinliği artıracaktır. Ben bu yazıda özellikle telefonun etkin kullanımı ve “çağrı merkezi” üzerinde durmak istiyorum. Şöyle düşünün, bir emlak ofisine sahipsiniz ya da bir ofise bağlı çalışan gayrimenkul danışmanısınız. Elinizde bir portföy var ve bu portföyü pazarlamak için çeşitli kanalları kullanıyorsunuz. Portföyünüzü, basılı mecralar ve internet aracılığıyla tanıtıyorsunuz. Doğrudan ürüne(gayrimenkule) odaklanmış bir pazarlama uğraşı, çalışması içerisindesiniz. Kişisel becerinizle birlikte gayrimenkulü alıcısıyla buluşturuyorsunuz. Bu şekildeki bir pazarlama süreci ‘sıcak pazarlama’ sürecidir. Gayrimenkulü satışa çıkarmanızla, bir kişinin bir gayrimenkul arayışına girmesiyle oluşan bir süreçtir bu. Oysa birçok kişi ve kurum potansiyel birer gayrimenkul müşterisidir. Bir ay, bir yıl ya da üç yıl sonra bu potansiyelini uygulama haline dönüştürecektir. Ve gayrimenkul alma ya da satma kararı verirken o ana kadar edindiği bilgi, tecrübe ve yönlendirmelerle hareket edecektir. İşte kişilerin bu karar anlarında tercih sebebi olmak, güven verebilmek sizin için başarının da anahtarıdır. Bu nedenle normal iş süreçlerinde potansiyel gayrimenkul müşteriyle kuracağınız iletişim ve onlara şimdiden taşıyacağınız mesajlar çok önemlidir. Bir gayrimenkulün satışını ya da kiralamasını gerçekleştirmek yalnızca teknik bir sonuçtur. Bu sonuca kadar yaşanan süreçte gayrimenkul alıcılarının sizin farkınıza varması, sizi tercih etmesi, size güven duyması ve itibar göstermesi gibi kritik aşamaların geçilmesi gerekir. Özellikle günümüzde ürün ve firma sayılarının çoğaldığı ortamda, emlak ofisinizi ve kendinizi farklı kılarak bu kritik aşamaları geçebilir ve satışlarınızı artırabilirsiniz. Örneğin bu farklılığı yaratmada telefon iletişimi sizin için önemli bir araca dönüşebilir. Gayrimenkul ilanlarınızdan, kartvizitinize birçok alanda telefonunuzu bir iletişim aracı olarak kullanıyorsunuz. Belki de telefon, günlük işlerinizde en çok ve en etkin kullandığınız bir araç. Ancak daha da etkin bir kanal haline getirebilirsiniz. Ofisinizi, kendi isminizi marka haline getirebilirsiniz. Peki telefonunuzu neden bir marka haline getirmeyeseniz? Eğer, bir miktar şaşırdıysanız ve ‘nasıl yani’ diye soruyorsanız, işte size işinize yenilik katacak ip uçları… Nasıl bir strateji izleyebilirsiniz? Ofis içinde bir ‘çağrı merkezi’ oluşturmaya ne dersiniz? Evet, ofisinize bağlı telefon hat ya da hatlarına sahipsiniz; ama kolayca akılda kalır bir iletişim kanalına sahip olabilirsiniz. Çağrı merkezi için akılda kalır bir telefon hattı almaya çalışın. Bunun için belki ek bir ödemede bulunabilirsiniz ama buna değecektir. Mümkünse çağrı merkezi için 444’lü hatlardan da yararlanabilirsiniz. Çağrı merkezi projenize GSM şirketlerini de dahil edin. Mümkünse tüm hatlar birbirleriyle entegre olsun. Çağrı merkeziniz için kuracağınız teknik altyapının yeterli olmasına, kısa sürede hızlı yanıt ve yönlendirme servislerine sahip olmasına dikkat edin. Çağrı merkezinize bir slogan üretebilir ve bu sloganla birlikte çağrı merkezi numaranızı tanıtabilirsiniz. Çağrı merkezi numaralarınız için bir logo tasarlatabilir ve bu logoyu sloganınız ve iletişim numaranız ile birlikte kullanabilirsiniz. Çağrı merkezinizi mümkünse 7/24 açık tutun, ancak bu mümkün değilse ya da gerek duymazsanız, en azından sabah 08.00 ile gece 24.00 arasında hizmet verin. Çağrı merkeziniz için bir personel istihdam edebilirsiniz; ancak başlangıçta bu konuda ofis sekreteriniz de sizin için yeterli olabilir. Ancak belli bir telefon trafiğine ulaştıktan sonra mutlaka bir personel istihdam etme yoluna gidin. Çağrı merkezinizin numarasını çeşitli reklam-tanıtım kanallarını kullanarak duyurun ve bilinirliliğini artırın. Gazete ve radyo reklamları, internet sitelerinde banner reklamlar etkili kanallar olabilir. Çağrı merkezinizi yalnızca gayrimenkulleri pazarlama ve müşteri bulma amaçlı olarak konumlandırmayın. Çağrı merkezini bir bilgilenme kanalına dönüştürün. Hatta kişilere, çağrı merkezi numaranızı tanıtırken, gayrimenkulle ilgili her konuda bilgi alabileceklerini duyurarak teşvik edin. Çağrı merkeziniz aracılığıyla vergiler, krediler, konut fiyatları, nakliye, sigorta gibi çeşitli konularda bilgiler verin. Bu bilgiler genel bilgiler olabileceği gibi, bölgenize özel bilgiler de olabilir. Reklam ve tanıtımlarınızda bu konularda bilgiler de verdiğinizi duyurun. Örneğin, radyoya reklam verebilir ve “Emlak vergilerinde son hafta. Konutunuzla ilgili kaç para vergi ödeyeceksiniz ve nasıl ödeyeceksiniz. Arayın öğrenin. 444 XX XX Yıldız Emlak Ofisi her zaman yanınızda” şeklinde (kuşkusuz bir reklam ajansı aracılığıyla daha özgün ve başarılı örnekler ortaya çıkarabilirsiniz) bir tanıtımı uygulayabilirsiniz. Çağrı merkezinize başvuruları şarta bağlamayın. Ücretsiz olarak hizmet verin. Kişiler de sizin gibidir, iyi hizmeti, uygun koşullarda nasıl alabileceklerini bilmek ister. Onlara bu isteklerini sevinçle ve arzulu biçimde verin. Nasıl olsa onlar bu hizmetinizi bilinç altlarına not edecektir. Ancak kişilerin anlatımları ve soruları sırasında hizmetlerinizden tabii ki haberdar edin ve her zaman için hizmete hazır olduğunu iletmekle yetinin. Böyle bir uygulama ofisinizin kurumsal kimliğini ve imajını güçlendirecektir. Aynı zamanda kulaktan kulağa pazarlamanızı sağlayacak ve bilgilenmek için kişiler, sizin kolayca akılda kalan çağrı merkezinizi birbirlerine yönlendirecektir. Çağrı merkezi uygulamasını bir angarya, gereksiz bir maliyet unsuru olarak görmeyin. Tüm faaliyetlerinizin kestirmeden ve kolayca ticari sonuçlara dönüşmesini beklemeyin. Bazen ticarette para kazanmanın yolları uzun ve dolambaçlıdır. Hele hele bu kadar çok seçeneğin olduğu bir ticari rekabet ortamında tüketicilerin güvenlerini ve sadakatlerini kazanmak artık bu kadar dolambaçlı yollardan geçiyor. Bu tip hizmetler tüketicilerin güven ve bağlılıklarını sağlıyor. Üstelik müşterilerle bu tip bağlar uzun süreli ve kopmaz ilişkiler oluşturuyor ve tüketicilerin yıllarca sizinle çalışmasına neden oluyor. Böyle bir hizmetin kişilerde memnuniyet duygusu yaratacağını; ofisiniz ile müşteriler arasına köprü vazifesi göreceğini; müşteri sadakatini artıracağını; markanızı düzenli biçimde pazarlama mecrasına dönüştüreceğini; pazarı takip etmenizi ve düzenli veri akışı sağlayacağınızı; marka imajınızın güçlenmesi nedeniyle kişilerin gayrimenkullerini sizin portföyünüze dahil etmelerine ve bu tür hizmetleri vermeyen rakipleriniz karşısında avantaj elde edeceğinizi unutmayın. Gönderen ÖZCAN YAZICI zaman: 15:29 0 yorum Etiketler: Faaliyet Alanına Hakimiyet 11 Aralık 2007 Salı Kiosku emlak ofisiniz gibi kullanın! Portföyüne dahil ettiğiniz gayrimenkulleri emlak arama motoru, gazete, dergi ilanı gibi araçları kullanarak pazarlama yoluna gidebilirsiniz. Ancak neden teknolojik ve yaratıcı kanalları da kullanmayasınız? Örneğin, bugüne kadar kioskları da pazarlamada bir mecra olarak kullanabileceğiniz aklınıza geldi mi? En azından ben günlük yaşamımda kioskları kullanan bir emlak ofisiyle karşılaşmadım. Eğer kioskun ne olduğu ve işlevi konusunda bilginiz yoksa ya da sınırlı bilgiye sahipseniz Google kanalıyla kolayca ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Kiosku nasıl kullanabilirsiniz? Kiosk bir bilgilendirme kanalı olabileceği gibi iyi bir pazarlama aracıdır da. Örneğin, ABD’de üniversite kampuslarında kiosklara sıkı sık rastlayabilirsiniz. Bu kiosklarda kiralık daire ya da ev arkadaşı arayanlar kolayca aradıklarına ulaşabiliyor. Benzer bir uygulama Türkiye’de de gerçekleştirilebilir. Ofisinizin bulunduğu kentteki üniversiteye, üniversitelerin kantinlerine, ya da uygun gördüğünüz alanlara kiosklar kurabilirsiniz. Üstelik bu kioskları yalnızca belli aylarda bulundurabilirsiniz. Örneğin kayıtların yapıldığı ve okulların açıldığı eylül ve ekim aylarında açık tutabilirsiniz. Benzer bir uygulamayı alışveriş merkezleri için de planlayabilirsiniz. Eğer bir zincire dahilseniz aynı kentte faaliyet gösteren aynı zincire bağlı ofisler ortak hareket ederek aynı kiosku tek bir platform olarak kullanabilirsiniz. Kioskları kolayca internet sitenizle ya da zincirin portalıyla entegre edebilirsiniz. Aynı zamanda kiosku giydirerek reklamda yapabilirsiniz; böylece bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz. Kiosk alanları kuşkusuz üniversite ya da alışveriş merkezleriyle de sınırlı değil. Yaratıcılığınıza ya da iş planınıza bağlı olarak arzu ettiğiniz mekanlara kurabilirsiniz. Sağlık merkezleri başta olmak üzere çeşitli kamu binalarını düşünebilirsiniz. Fuarlara götürebilirsiniz. Hatta işlek caddelere dahi kurabilirsiniz. Bunun için kiosk satın almanıza da gerek yok. Bazı firmalar kiosk kiralıyor. Bu firmaların listesine de Google aracılığıyla kolayca ulaşabilirsiniz. Gayrimenkul sektöründeki kiosk uygulamalarına ilişkin daha fazla bilgi edinebilmek için şu adresi (gnetcanada) ziyaret edebilirsiniz. Ne yazı ki, Türkiye'den size gösterebilecek bir örneğe henüz rastlayamadım. Kim bilir, belkide ilk uygulayan siz olursunuz... Rekabet ortamında avantaj sağlamak için iyi bir çözüm olmaz mı sizce de? Hani şu sık sık duyduğunuz "inovasyon" sözcüğünün tam karşılığı bu tip uygulamalar... Yeniyi bulun, farklılaşın; ürün ve hizmetlerinizi benzersiz, öncü haline getirin... Teknolojiyi etkin kullanmanın yollarını değerlendirmeye devam edeceğim... Gönderen ÖZCAN YAZICI zaman: 17:18 0 yorum Etiketler: Faaliyet Alanına Hakimiyet 10 Aralık 2007 Pazartesi Emlak ofisinizi teknoloji dostu haline getirin! Profesyonel bir emlak müşaviri, portföyüne dahil ettiği bir gayrimenkulü ortalama 45 gün içerisinde alıcısıyla buluşturabilir. Ancak, gayrimenkulün penceresine “satılık” ya da “kiralık” tabelaları asıp, bir iki ücretsiz emlak arama motoruna kayıt yaptırarak alıcı beklemenin ve bu tarz emlak pazarlamanın dönemi artık kapanıyor. Şunu kabullenmelisiniz, pazarlanacak gayrimenkuller ve bunları pazarlayacak kişi ve kurumlar (yani rakipleriniz) hızla çoğalıyor. Hala geleneksel yöntemlere bağlıysanız ve kendi pazarlama kapasitenizi geliştirmek, yeni döneme hazırlanma konusunda girişimlerde bulunmuyorsanız, yakın gelecekte ticari kapasiteniz de hızla daralacak demektir. Vergisel yükümlülükler, hukuksal sorumluluklar, finansal olanaklar, sigorta zorunlulukları yeni dönemde emlak müşavirlerinin hizmetlerini bütünleşik pazarlama ilkeleri çerçevesinde sunmalarını zorlu hale getirecek. Bu hizmetleri sunabilecek kapasiteye ulaşanlar zengin portföylere sahip olacak, geride kalanlar ise salt “emlakçı” kimliğiyle sektörde yer almakta zorlanacak. Profesyonel bir emlakçıyı rekabet içerisinde avantajlı hale getirecek ve faaliyet alanına hakim olmasını sağlayacak önemli bir unsur da teknolojiyi kullanma becerisidir. Bu konudaki yetenekleriniz ve ulaşacağınız kapasite sizi ve ofisinizi farklılaştıracak ve iş süreçlerinizi kolaylaştıracaktır. Peki teknolojiden nasıl yararlanabilirsiniz, neler yapabilirsiniz? Bunları birkaç gün boyunca sırayla yazacağım… "Emlak Takip Programı" satın alın: Gayrimenkul portföyünüzü ve müşteri kayıtlarınızı takip edebilmek için iyi bir “emlak takip programı” satın alın. Bu alanda son yıllarda birçok firma tarafından çok başarılı yazılımlar geliştirildi. Bu programları analiz ederek bir tanesinde karar kılabilirsiniz. Bu programın çok kullanımlı olmasına ve ofisinizdeki tüm bilgisayarlarda kurulu olmasına (ya da erişilebilir olmasına) dikkat edin. Satış yaptığınız gayrimenkulleri bu programların veri tabanında tu

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !